Saat gece yarısını epey geçmiş gibi..
Toprağı hafif bir yağmurun ıslattığı serin bir gece..
Muhteşem bir şatoda verilen bir parti var bu gece ve partide yapılan valsler..
İnsanlar birbirine karşı mesafeli, belki biraz soguk ama kibar.
Kadınların güzelliği göz kamaştırıyor, ama bu güzellik feminenliğin fazlasıyla sergilendiği bir güzellik değil.
Rafine, naif ve ulaşılması zor kadınların hissettirdiği sırça köşkte yaşayan bir peri kızı misali bir güzellik..
Ancak bu kemanların ve pianolardan yükselen nefis vals tınılarının eşlik ettiği gecede, kalbi kırık bir kadın var.
Belki biraz öfke dolu.. Kendini köşkten dışarı atıp yaşlı gözleriyle, üstünde görkemli elbisesi, elinde ise kavalyesi tarafından verilen gülüyle ormana atıveriyor kendini.
Ve ay ışığının eşlik ettiği yarı karanlık gecede ormanda yürümeye başlıyor.. Yürüdükçe ormanın karanlığı, ay ışığının hafif aydınlığı ile karışıyor ve ayağındaki dans ayakkabılarını da atıp cıplak teniyle ıslak toprağı hissetmeye başlıyor. Yürüdükçe gözlerinden akan yaşlar artıyor, ve gözyaşlarına ve yalnızlığına eşlik eden tek şey ise ay ışığı..
Ormandaki toprağın ıslak kokusu, yosun tutmuş ağaçlardan yayılan acımsı ama huzur veren koku, ve elindeki gülden, ya da o gece binbir güzel hayal ile sürmüş olduğu gül esansının kokusu yayılıyor teninden.
Gece olmasına rağmen korkmuyor, kalbi kırılmış bir kadını hiçbirşey korkutamaz çünkü.. Çünkü kadınlar en çok kalplerinin kırılmasından korkar.
Ormanın binbir türlü güzel ve gizemli rayihasıyla, ve serin havayla kalbindeki acıyı biraz unutmaya ve yürüdükçe sakinleşmeye başlıyor kalbi….
Ormanın karanlık derinliğinde birden sıcak bir el hissediyor omzunda.
O el tam da beklediği kişinin eli, kırdığı kalbi onarmaya gelmiş bir erkek.. Cok seviyor kadın onu, özürler duymasına bile gerek yok.. Kısa bir bakışın ve ardından zaten üşümüş olduğu bu serin gecede sevdiğine sımsıkı sarılıyor.. Ormanın binbir türlü yeşil kokuları, kadının teninden yayılan gül ve erkeğin paçuli zengini parfümü birbirine karışıyor.Toprağı hafif bir yağmurun ıslattığı serin bir gece..
Muhteşem bir şatoda verilen bir parti var bu gece ve partide yapılan valsler..
İnsanlar birbirine karşı mesafeli, belki biraz soguk ama kibar.
Kadınların güzelliği göz kamaştırıyor, ama bu güzellik feminenliğin fazlasıyla sergilendiği bir güzellik değil.
Rafine, naif ve ulaşılması zor kadınların hissettirdiği sırça köşkte yaşayan bir peri kızı misali bir güzellik..
Ancak bu kemanların ve pianolardan yükselen nefis vals tınılarının eşlik ettiği gecede, kalbi kırık bir kadın var.
Belki biraz öfke dolu.. Kendini köşkten dışarı atıp yaşlı gözleriyle, üstünde görkemli elbisesi, elinde ise kavalyesi tarafından verilen gülüyle ormana atıveriyor kendini.
Ve ay ışığının eşlik ettiği yarı karanlık gecede ormanda yürümeye başlıyor.. Yürüdükçe ormanın karanlığı, ay ışığının hafif aydınlığı ile karışıyor ve ayağındaki dans ayakkabılarını da atıp cıplak teniyle ıslak toprağı hissetmeye başlıyor. Yürüdükçe gözlerinden akan yaşlar artıyor, ve gözyaşlarına ve yalnızlığına eşlik eden tek şey ise ay ışığı..
Ormandaki toprağın ıslak kokusu, yosun tutmuş ağaçlardan yayılan acımsı ama huzur veren koku, ve elindeki gülden, ya da o gece binbir güzel hayal ile sürmüş olduğu gül esansının kokusu yayılıyor teninden.
Gece olmasına rağmen korkmuyor, kalbi kırılmış bir kadını hiçbirşey korkutamaz çünkü.. Çünkü kadınlar en çok kalplerinin kırılmasından korkar.
Ormanın binbir türlü güzel ve gizemli rayihasıyla, ve serin havayla kalbindeki acıyı biraz unutmaya ve yürüdükçe sakinleşmeye başlıyor kalbi….
Ormanın karanlık derinliğinde birden sıcak bir el hissediyor omzunda.
Bu gizli kavuşmaya şahitlik eden tek şey ise ay ışıgı ve gecenin sessizliği..
Muhteşem bir şipre parfümü olan Sisley Soir De Lune'un bana kurdurduğu hayaller bunlar..
Eğer acımsı ama en doğalından bir bal, meşe yosunu, paculi ve gül tecrübesi yaşamak istiyorsaniz sanki 70'lerden kopup gelmiş gibi bir havası olan Soir De Lune denenmesi gereken bir koku.. Ve cinsiyetsiz oldğunu rahatlıkla söyleyebilirim
Ben kendisine 10 puan veriyorum❤
Gerçekten çok güzel lüks bir kokusu var kokladıkça koklayası geliyor insanın





Yorum