1966 yılında çıkarılan devrim niteliğindeki kült bir parfümü efsane burun Francois Demacy yeniden yorumlarsa neler olur?
Parfümseverlerin çoğunun bu soruyu okuduğu anda cevabı yapıştırdıklarına eminim. Her ne kadar ilk çıktığında klasik Eau Sauvage hayranlarını hayal kırıklığına uğratsa da, kokunun abisinden esinlenerek tamamen bağımsız bir koku olarak üretildiği kısa sürede idrak edildi.
Başlangıcı abisini anımsatır bir şekilde turunçgiller (özellikle bergamot) ile yapıyor. Başlangıçtaki tozlu ve dumansı bergamot tabiri caizse ‘eski kafa’ bir başlangıç olarak nitelendirilebilir. Bence kokunun abisine benzeyen tek yanı başlangıç kısmı.
Orta kısımlara geldiğimizde ise bergamot geri plana çekiliyor ve parfümün karakterini oluşturan yoğun bir mür ve vetiver devreye giriyor. Parfümün en can alıcı noktası burası. Betimlemekte oldukça zorlandığım bir koku, bir yandan kokudan tozlu eski kafa bir esinti alırken bir yandan da kremsi, pudramsı tatlı ve modern bir çağrışım yapıyor. Sonrasında ise başlangıçtaki acı turunçgillerden çok farklı bir şekilde tatlı odunsu vetiver – mür birlikteliği devam ediyor.
Benim için her zaman efsaneler arasında olacak bir koku. Şimdiye kadar deneyimlediğim en kaliteli ve zengin maskülenlerden birisi diyebilirim. Eski jenerasyondan esinlenerek yeni ve modern bir koku yaratmış Demachy üstadımız. Ben bu kokuyu eski toprak ve modren kokular arasında bir köprü gibi görüyorum. Keskin uçları olmayan, hem modern kokuları hem de eski centilmen kokularını seven kişilerin rahatlıkla kullanabileceği düşüncesindeyim. Bu arada kısıtlı nota ile bu kadar zengin ve lüks bir koku yapmak için Francois Demacy olmak gerekiyor sanırım. Kokunu gerek kalıcılığı gerekse fark edirliği oldukça üst seviyede.
Dipnot: Parfümün şişesi sanat eseri niteliğinde

Yorum