Aslında konuyu açarken herkesin muzdarip olduğu bir konuya değinmek istedim. Başka birisinde buram buram kokan parfüm size gelince neden kokmuyor?
Öncelikle konuya başlarken daha iyi anlaşılması için bol bol anlayabileceğimiz örneklerle süslemeye çalışacağım. Amaç herkesin en iyi şekilde bu olayı kavrayabilmesi.Tabi yazıyı kalıcılık ve farkedilirlikleri düşük olan parfümlerden örnek teşkil etmeyecek şekilde daha çok kalıcılığı ve farkedilirliği yüksek olan kokulara örnekler vericek şekilde yapacağız.
Parfüm mağazasına gittiniz ve size testerdan bir parfüm denettirdiler. Parfüm buram buram kokuyor ve sizi mest ediyor. Daha sonra karar verip şişeli olarak parfüme sahip oluyorsunuz ve üstünüze bol bol sıkıyorsunuz. Ama o da ne! parfüm mağazada sıktıkları gibi hiç buram buram kokmuyor, 1 saat sonra kokudan eser kalmıyor. Yoksa testerların alıcıyı cezbetmek için daha yoğun olduğu söylentisi doğru mu? Ve ya kokuyu bir süre kullandıktan sonra o ilk başlarda ki kalıcılık ve farkedilirliğinden eser kalmıyor geriye ten kokusumu kalıyor. Oysa ki internette parfümün kalıcılığı ve farkedilirliği oldukça yüksek olarak oylanmış ve söz edilmiş. Bunların nedeni ne olabilir.
Şimdi yukarda bahsettiğim herkesin aklında olan bu deli sorulara örneklerle beraber cevap verelim.
İlk kez duyduğunuz bir koku her zaman sizin burnunuza daha fazla gelir ve kokusunu hissettirir. Zamanla insan doğası gereği (doğa üstü güçleriniz yoksa) burnunuz o kokuya alışır ve artık size kokmamaya başlar. Mağazalarda farkındaysanız parfümleri her zaman koku kağıdına sıkarlar ve çoğunlukla tek fıs veya iki fıs sıkarlar. Üstünüze sıkıp sizi boğmazlar. Yine teninize sıkacaksınız aynı oranda bileğinize uygularlar. Bunun nedenlerinden bir taneside yukarıda belirttiğim sebeplerden etkilenmeden kokuyu en iyi şekilde test edebilmenizdir. Bir parfümü üstünüze ne kadar fazla uygularsanız o kadar kısa sürede o kokuyu alamayacaksınız. Özellikle yoğun ve güçlü parfümlerde bu süre daha da az olacaktır. Eğer ki bir parfümün kokusunu sürekli kendiniz almak istiyorsanız daha düşük miktarlarda sadece bileğinize uygulayın ve bırakın parfüm size koksun. Üstünüze parfümü boca etmekle parfümün kalıcılığını ve farkedilirliğini arttırmaktan ziyade hem koku dengesini bozmuş olursunuz hemde koku körlüğüne daha çabuk girersiniz. Ve parfüm size kokmasada etrafınızdaki insanlar kokuyu alır. Tabi bu etrafınızda bulunan insanlarında sizinle sürekli aynı ortamda bulunmaması gerekir.
Bununla ilgili bir kaç örnek verelim.
Mesela bulunduğunuz yerde gaz kaçağı var dışarıdan gelen biri size burası gaz kokuyor der ve siz o kokuyu hissetmezsiniz. Oje süren bir kadın sürdüğü ojenin kokusunu almaz dışarıdan biri burası oje kokuyor der. Yemek pişirilen bir evde yemeği pişiren bir kişi yemek kokusunu almaz. Sigara içen bir kişi üstüne başına sinen sigara kokusunu duymaz ama içmeyen bir kişiyi o koku çok rahtsız eder. Bu örnekleri daha da fazla çoğaltabiliriz. Burada demek istediğim konu aslında çok basit bir parfümü üzerinize sıktığınızda kendi kokunuza bir süre sonra alışmanız ve kokuyu hissetmemeniz kadar doğal bir olay yoktur. Bu sizin burnunuzla ilgili veya parfümle ilgili değil insan metabolizmasının doğası gereğidir.
Bir de koku doygunluğu diye bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Bu 2 çeşit bir doygunluk. 1. si çok fazla kokunun olduğu bir ortamda bir süre sonra burun reseptörlerinizin dolmasından dolayı koku alamama olayı. Bir diğeride sürekli aynı kokuya maruz kalmadan dolayı kokuya olan bağışıklık. Bunuda şu şekilde örneklendireyim. Aynı yemeği karnınız çok açken yediğinizde aldığınız lezzet farklı karnınız tok olduğu bir zamanda yediğinizde aldığınız lezzet farklı. Bir yemeğin ilk lokmasından aldığınız lezzet ile son lokmasından aldığınız lezzet aynı değil. Yani sorun lezzetini veya kokusunu alamadığınız doygunluğa ulaşmış duyu organlarında. Zaten tad ve kokunun bağlantılı olduğunu hepimiz biliyoruz. Parfümlerde de durum aynıdır hergün parfüm kullanıp burnunuzu kokularla meşgul ediyorsanız koku doygunluğu riski sizde de fazla oluyor. Bu durumu aşmak için kendinize belirli aralıklarla parfümsüz günler yapın. Örnek olarak 3-5 gün hiç parfüm kullanmayın. Bu süreçten sonra sıktığınız ilk parfüm size oldukça keyifli gelecektir. Bunu mutlaka deneyin.
Bunların dışında aslında etkenler oldukça fazladır. Ruhsal durumunuzdan tutunda o günkü hava koşullarına kadar pek çok değişken koşul vardır. Ama yukarda belirttiğim koku körlüğü dediğimiz olay daha geneli kapsamaktadır ve kullanıcılarda daha fazla gözlemlenmektedir.
Öncelikle konuya başlarken daha iyi anlaşılması için bol bol anlayabileceğimiz örneklerle süslemeye çalışacağım. Amaç herkesin en iyi şekilde bu olayı kavrayabilmesi.Tabi yazıyı kalıcılık ve farkedilirlikleri düşük olan parfümlerden örnek teşkil etmeyecek şekilde daha çok kalıcılığı ve farkedilirliği yüksek olan kokulara örnekler vericek şekilde yapacağız.
Parfüm mağazasına gittiniz ve size testerdan bir parfüm denettirdiler. Parfüm buram buram kokuyor ve sizi mest ediyor. Daha sonra karar verip şişeli olarak parfüme sahip oluyorsunuz ve üstünüze bol bol sıkıyorsunuz. Ama o da ne! parfüm mağazada sıktıkları gibi hiç buram buram kokmuyor, 1 saat sonra kokudan eser kalmıyor. Yoksa testerların alıcıyı cezbetmek için daha yoğun olduğu söylentisi doğru mu? Ve ya kokuyu bir süre kullandıktan sonra o ilk başlarda ki kalıcılık ve farkedilirliğinden eser kalmıyor geriye ten kokusumu kalıyor. Oysa ki internette parfümün kalıcılığı ve farkedilirliği oldukça yüksek olarak oylanmış ve söz edilmiş. Bunların nedeni ne olabilir.
Şimdi yukarda bahsettiğim herkesin aklında olan bu deli sorulara örneklerle beraber cevap verelim.
İlk kez duyduğunuz bir koku her zaman sizin burnunuza daha fazla gelir ve kokusunu hissettirir. Zamanla insan doğası gereği (doğa üstü güçleriniz yoksa) burnunuz o kokuya alışır ve artık size kokmamaya başlar. Mağazalarda farkındaysanız parfümleri her zaman koku kağıdına sıkarlar ve çoğunlukla tek fıs veya iki fıs sıkarlar. Üstünüze sıkıp sizi boğmazlar. Yine teninize sıkacaksınız aynı oranda bileğinize uygularlar. Bunun nedenlerinden bir taneside yukarıda belirttiğim sebeplerden etkilenmeden kokuyu en iyi şekilde test edebilmenizdir. Bir parfümü üstünüze ne kadar fazla uygularsanız o kadar kısa sürede o kokuyu alamayacaksınız. Özellikle yoğun ve güçlü parfümlerde bu süre daha da az olacaktır. Eğer ki bir parfümün kokusunu sürekli kendiniz almak istiyorsanız daha düşük miktarlarda sadece bileğinize uygulayın ve bırakın parfüm size koksun. Üstünüze parfümü boca etmekle parfümün kalıcılığını ve farkedilirliğini arttırmaktan ziyade hem koku dengesini bozmuş olursunuz hemde koku körlüğüne daha çabuk girersiniz. Ve parfüm size kokmasada etrafınızdaki insanlar kokuyu alır. Tabi bu etrafınızda bulunan insanlarında sizinle sürekli aynı ortamda bulunmaması gerekir.
Bununla ilgili bir kaç örnek verelim.
Mesela bulunduğunuz yerde gaz kaçağı var dışarıdan gelen biri size burası gaz kokuyor der ve siz o kokuyu hissetmezsiniz. Oje süren bir kadın sürdüğü ojenin kokusunu almaz dışarıdan biri burası oje kokuyor der. Yemek pişirilen bir evde yemeği pişiren bir kişi yemek kokusunu almaz. Sigara içen bir kişi üstüne başına sinen sigara kokusunu duymaz ama içmeyen bir kişiyi o koku çok rahtsız eder. Bu örnekleri daha da fazla çoğaltabiliriz. Burada demek istediğim konu aslında çok basit bir parfümü üzerinize sıktığınızda kendi kokunuza bir süre sonra alışmanız ve kokuyu hissetmemeniz kadar doğal bir olay yoktur. Bu sizin burnunuzla ilgili veya parfümle ilgili değil insan metabolizmasının doğası gereğidir.
Bir de koku doygunluğu diye bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Bu 2 çeşit bir doygunluk. 1. si çok fazla kokunun olduğu bir ortamda bir süre sonra burun reseptörlerinizin dolmasından dolayı koku alamama olayı. Bir diğeride sürekli aynı kokuya maruz kalmadan dolayı kokuya olan bağışıklık. Bunuda şu şekilde örneklendireyim. Aynı yemeği karnınız çok açken yediğinizde aldığınız lezzet farklı karnınız tok olduğu bir zamanda yediğinizde aldığınız lezzet farklı. Bir yemeğin ilk lokmasından aldığınız lezzet ile son lokmasından aldığınız lezzet aynı değil. Yani sorun lezzetini veya kokusunu alamadığınız doygunluğa ulaşmış duyu organlarında. Zaten tad ve kokunun bağlantılı olduğunu hepimiz biliyoruz. Parfümlerde de durum aynıdır hergün parfüm kullanıp burnunuzu kokularla meşgul ediyorsanız koku doygunluğu riski sizde de fazla oluyor. Bu durumu aşmak için kendinize belirli aralıklarla parfümsüz günler yapın. Örnek olarak 3-5 gün hiç parfüm kullanmayın. Bu süreçten sonra sıktığınız ilk parfüm size oldukça keyifli gelecektir. Bunu mutlaka deneyin.
Bunların dışında aslında etkenler oldukça fazladır. Ruhsal durumunuzdan tutunda o günkü hava koşullarına kadar pek çok değişken koşul vardır. Ama yukarda belirttiğim koku körlüğü dediğimiz olay daha geneli kapsamaktadır ve kullanıcılarda daha fazla gözlemlenmektedir.
Taktiği deneyecek iseniz 1 günü geçmeyin tabi kokunun güzelliği ter ile karışınca yerle bir olup toksik atık etkisi yapabilir. Sonra kulaklarınızı çınlatabilirler. 



Yorum