Announcement

Collapse
No announcement yet.

Olivier Polge ile hayata, kokulara ve parfümlere dair...

Collapse
X
 
  • Filter
  • Time
  • Show
Clear All
new posts

  • Olivier Polge ile hayata, kokulara ve parfümlere dair...

    Chanel’in in-house parfürmörü Oliver Polge, eserleriyle bir süredir ilgimi çeken bir isim. Hakkında araştırma yaparken rastladığım küçük röportaj parçalarını belli bir bütünlüğü koruyarak ve anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde birleştirerek sizlerle paylaşmak istedim. İyi okumalar!

    Click image for larger version  Name:	Olivier-Polge.jpg Views:	0 Size:	87.5 KB ID:	152592

    Bay Polge, ekseriyetle bir kültür yaratıyorsunuz. Bu gücünüzü fark ettiğinizde kaç yaşındaydınız?
    Chanel hikayemdeki ilginç detaylardan biri, babamın ben henüz dört yaşındayken Chanel parfümörü olması. Dolayısıyla mesleğimle ilgili hep bir uzmanlığım varmış edasıyla büyüdüm. Bazı şeyleri anlamaya başladığım andan itibaren kurallara harfiyen uymak zorunda hissettim. Zordu, ancak zamanla karakterimi belirleyen temel unsurlardan biri haline geldi.

    Parfümör olmaya babanız sayesinde mi karar verdiniz?
    Gençken farklı şeyler yapacağımı düşünerek sanat tarihi okumaya başlamıştım. Müziğe de tutkum büyüktü fakat babamın yanında staj yaptığım sene, 18 yaşımda, babam gibi parfümör olmaya karar verdim. Üniversiteyi bırakıp geleneksel yollardan mesleği öğrenmeye başladım. Babam beni sadece kendi yanında tutmadı, arkadaşlarının yanına da eğitime gönderdi. En zevk aldığım anım ise Grasse'ta bir fabrikada çalıştığım dönemdi.

    “BABAM YAPTIĞIMI SORGULAR AMA YARGILAMAZ”
    Babanız Jacques Polge şu anki başarınız için ne düşünüyor?
    Mesleği babamın yanında öğrendiğimi söyleyemem aslında… Babamla Chanel'e geçtiğim ilk sene sadece bir yıl beraber çalıştık. Onun halefi olmak çok gurur verici. Babam hâlâ ofise uğrar, "Nasıl gidiyor?" diye sorar. Bazı şeyleri neden farklı şekilde yaptığımı sorgular ama kesinlikle yargılamaz. Bana sıkça Chanel'de daha önce çalışan parfümörlerin, Henri Robert ve No 5'in yaratıcısı Ernest Beau'nun anekdotlarını anlatır.

    Yeni bir parfüm yaratma ihtiyacı nasıl doğuyor?
    Bir marka, yaşadığını göstermek için parfüm yaratmalı. Biz parfüm yaratarak zamanın ruhuyla oynuyoruz.

    Bir parfümün yaratım sürecini kısaca anlatabilir misiniz?
    Chanel'de tüm parfümleri kendimiz yaratıyoruz ve hepsi bize ait tescilli formüller. Yaratım sürecinin belli bir kuralı yok. Fikir ve sonuç var. Her şey deneysel, bu yüzden dozaj çok önemli. Her parfümde içeriklerin yoğunlukları değişir. Sonuca, "İşte bu!" dediğim an ulaşıyorum. Son söz bana ait. Tabii, şirkette 4-5 kişiye yolluyorum ilk edisyonu. Karl Lagerfeld'e de yollardım. Parfüme çok düşkündü ve hep değiştirirdi, uzun süre aynı parfümü kullanmazdı. Parfüm çok sübjektif bir şey, o yüzden bana çok taze gelen bir parfüm başkasına ağır gelebiliyor. Vermek istediğimiz mesaj alınıyor mu diye insanlara denettiriyoruz. Son noktayı koymak için bu deneyler bize yardımcı oluyor.

    "TARIM İŞÇİLERİYLE SOHBET, ÇİÇEK ÜRETİCİLERİYLE FİKİR ALIŞVERİŞİ..."
    Her parfümde Chanel ruhu farklı, yeni bir yöne gidebilir. Mesela Les Exclusives serisinde her bir parfüm bambaşka bir tarihi anlatır. Chanel modaevinin tarihçesinin farklı dönemlerinden ilham alır. Mesela Coromandel Mademoiselle, Chanel'in rue Cambon'daki dairesinden esinlenilerek yaratıldı. Bazen de yepyeni bir içerik keşfedince yeni bir parfüm yaratma ihtiyacımız ve isteğimiz doğuyor. Kendi ürettiğimiz içerikler dışında, tüm dünyadan olfaktif estetik peşinde, yepyeni içerikler araması da yapıyoruz. Bizzat kendim de gidiyorum bu keşiflere. Tarım işçileri ile sohbetler, çiçek üreticileriyle fikir alışverişleri yaratım sürecimi etkiliyor, besliyor. Çok iyi dostluklarım var. Ve Chanel'in ne istediğini iyi biliyorlar. Mesela Mısır'da hasatın ilk ve son mahsülünü kullanacağımızı çok iyi öğrenmişler.

    Click image for larger version  Name:	image-_mg_7171.jpg.jpg Views:	0 Size:	184.3 KB ID:	152588

    Sizce tüm zamanların en zamansız parfümü hangisi?
    Bir parfümün başarılı olması için zamanının sınırlarını aşmış olması lazım. Mesela geçenlerde Corbusier'nin yaptığı 20'lere ait bir ev gördüm. O kadar moderndi ki, zamanının ilerisindeydi. Bir parfümün modernliği de tıpkı bunun gibi yüzyıl ötesine ulaşabilmesinden ileri gelir. Sorunuza dönersek, tabii ki aklıma Chanel No 5 geliyor çünkü zamanının kriterlerini aşan bir parfümdü.

    Parfümde de trendler var, mesela 80'lerde su bazlı parfümler modaydı, şimdi çok demode kalıyorlar. İşte, bu yüzden trendleri takip ederek bir parfüm yaratmamak lazım. Tabii, zamanla biz de No 5'in içeriğini biraz değiştirdik. Orijinal formüle dokunmadan başka bir bakış açısı ortaya koyduk. 1920'lerde var olmayan içerikler ekledik. Mesela o yıllarda parfümler damlalıkla kullanılıyordu, şimdi daha kolay spreyle. No 5 Eau'yu deneyenler anneannelerinin parfümünü yeniden keşfediyorlar. Sokakta yürürken kafanızı döndürecek, başka hiçbir parfüme benzemeyen bir parfüm No 5. Gabrielle Essence da içerdiği çiçek nektarıyla diğer parfümlerden sıyrılabilen bir parfüm.

    İnsanlar hangi tarz parfüm seviyor; kendini evinde hissettiren mi, yoksa başka dünyalara götüren mi?
    Sizce? Parfüm son derece kişisel ve insanın kimliğini yansıtıyor. Giydiğimiz kıyafetleri seçmemiz gibi kendimizi ifade eden parfümleri de seçiyoruz. Aslında biraz bilinçaltımız seçiyor.

    “BLEU DE CHANEL’İN BAŞARISI BİZİ ÇOK ŞAŞIRTTI”
    Peki, sizin parfümünüz hangisi?
    1955'te çıkan, pek kimsenin kullanmadığı Pour Monsiuer de Chanel. Biz çok feminen bir modaeviyiz, parfümlerimiz çok feminen, erkek kıyafeti yapmıyoruz ama erkek parfümlerimiz de oldukça başarılı. Antheus'la ultra maskülen bir imaj yarattık ve aromatik, ormansı, erkeksi bir parfümle dikkatleri çektik. Babam Jacques Polge'un 1978'de, Chanel bünyesinde yarattığı ilk parfümdür Antheus. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, en son çıkan erkek parfümümüz Bleu de Chanel'in inanılmaz başarısı bizi de çok şaşırttı. En iyi satan erkek parfümümüz.

    Click image for larger version  Name:	Les-Eaux-de-Chanel-Olivier-Polge.jpg Views:	0 Size:	621.1 KB ID:	152593

    Bu aralar bir de ‘cinsiyetsizlik’ trendi var. Unisex parfümler raflarda yer buluyor. Sizin yaklaşımınız ne bu konuya?
    -Chanel feminen bir marka. Erkek koleksiyonumuz yok. Erkek parfümleri üretiyoruz ama onlar da feminen notalar içerir. Bence bir parfümün feminen ya da maskülen olmasının bir anlamı var. Ama bu kadın kokusunu sadece kadınlar kullanır erkek kokusunu sadece erkekler kullanır anlamına gelmesin...

    Peki ne belirliyor neyin kadın neyin erkek kokusu olduğunu?
    -İçindeki notaların ne olduğu ile alakalı. Bazı erkek parfümleri feminen kokulara sahip olabiliyor. Erkek parfümünü kadın sürdüğü zaman güzel bir sonuç verebiliyor. Mesela siz Chanel’in Egoiste’ini sürebilirsiniz, size yakışabileceğini düşünüyorum.

    “BİR KADININ KOKUSUNU DUYDUĞUMDA RUHUNU OKUYABİLİRİM”
    İlk görüşte bir kadına hangi parfümün yakışıp yakışmayacağını tahmin edebiliyorsunuz yani...
    -Tabii ki. Bir kadının kokusunu duyduğumda onun dünyasıyla, estetik anlayışıyla ve kendini ifade ediş biçimiyle ilgili fikirlerim olur. Yani bir kadının kokusunu duyduğumda ruhunu okuyabilirim. Ama bence daha önemlisi onun nelerden hoşlandığı ve kendini nasıl ifade etmek istediği. Parfüm de bunun araçlarından biri.

    Click image for larger version  Name:	_DSC1939-Exposure.jpg Views:	0 Size:	142.9 KB ID:	152590

    UD, CHANEL’İN ESTETİK ANLAYIŞINDA YER ALMIYOR”
    Parfümeride başka bir trendden bahsetmek istiyorum. Neredeyse her marka ‘ud’ bazlı parfüm yarattı. Ama siz yapmadınız. Neden?
    -Ud, Chanel’le uyuşan bir koku değil. Chanel’in estetik anlayışında yer almıyor. Bir koku popüler oldu diye gidip markanın stil kodlarına uyumsuz bir parfüm yaratmayı asla düşünmedim. Bunu fırsatçılık olarak görüyorum. Ben yapamazdım.

    Markanın bu kadar belirgin stil kodları olması sizi zorluyor mu?
    Ben bunu bir zorluk değil, fırsat olarak görüyorum... Sınırları zorlayarak aynı zamanda markanın mirasına ve ruhuna da uygun bir parfüm yaratmaya çalışıyorum. Ama tabii bir de sıfırdan yeni parfüm de yaratmam gerekiyor. Yapılmışı yapamam. O yüzden modaevinin ruhunu, mirasını ve verdiği mesajı çok iyi özümseyerek, ona uygun davranmak gerekiyor.

    Dünyanın en önemli parfüm yaratıcılarından biri olarak siz ne sürüyorsunuz?
    Parfüm sürmüyorum. Koku alma hislerimin, tamamen üzerinde çalıştığım işe veririm. Bir ara kendim için de parfüm üretmeye çalıştım. Çok sıkıldım. İstediğin kadar bir işte uzman ol, iş kendine gelince, aynı performansı sergileyemiyorsun.

    “ZAMANIN RUHU PARFÜMÜN İLHAM KAYNAĞI”
    Bir sohbetinizde, parfümörün 5 olfaktif manipülasyona uğramaması için yaşadığı alanı nötr tutması gerektiğine değindiniz. Kendinizi kokulardan nasıl izole ediyorsunuz?
    Parfümün zayıflığında ve kuvvetinde, anılara referans veren büyük bir etki var. Bu güç, haliyle insanı etkiliyor. Parfümör, uzmanlığını yalnızca önündeki kokuya odaklanarak nötr duyularla dışa vurmaya çalışmalı. Teknik olarak bu, kendini dış kokulardan izole etme fikriyle eş değer. Zamanın ruhunun farkında olmak, parfümün üretim sürecinde ilham kaynağı. Diğer taraftan olfaktif dünyanın farklı sanatlarla da hep benzer noktaları oldu. Mesela parfüm, müzikle bağlantı kurabiliyor. Koku, tıpkı müzik gibi fiziksel olmayan, notalara, akorlara ve zamanın değişimine ev sahipliği yapan bir olgu. Büyük resme baktığımızda da rengin, parfümde kullandığımız ham maddelerle paralel bir benzerlik taşıdığını görüyoruz.

    Bizde ‘terzi kendi söküğünü dikemez’ diye bir deyim vardır.
    -Akıllıca...

    “BENİM İÇİN KOKU DEMEK HATIRA DEMEK”
    Sizin ev sevdiğiniz koku ne?
    -Benim için koku demek, hatıra demek... Fransa’nın güneyindeki evimizle ilgili anılarım bana her zaman mutluluk verir. Maki kokusu, deniz kokusu, lavanta, güneşin kavurduğu otların kokusu... Bunlar bana mutluluk veren şeyler.

    Click image for larger version  Name:	portada-perfume-1.jpg Views:	0 Size:	138.4 KB ID:	152591


    Olivier Polge hakkında bilgiler ve yorumlar için: http://parfumhobisi.com/forum/ana-fo...-olivier-polge
    Last edited by Aryan; 25-05-20, 09:10.

  • #2
    Keyifle okudum teşekkürler

    Comment


    • #3
      Teşekkürler

      Comment


      • #4
        Çok güzel bir ropörtaj, teşekkürker Hem Chanel'den hem babasından miras kalan kokularından yarattığı varyasyonları başarılı buluyorum. Çok sevdiğim ve imza olarak benimsediğim Balenciaga Paris de onun.

        Comment


        • #5
          Fransa'da Cumhuriyet var ama Chanel'de "burun-tahtı" monarşi şeklinde babadan oğla geçiyor herhalde :-)

          Comment


          • ali
            ali commented
            Editing a comment

          • Aryan
            Aryan commented
            Editing a comment
            Ahaha uzaktan öyle gözüküyor ama Bay Oliver Polge'un hakkını yememek lazım, portföyünde çok başarılı işleri var Özellikle rakipleri Dior'un modern zamanlardaki en çok ses getiren parfümlerinden Dior Homme'un DNA'sının arkasındaki burun olması bana hep garip, daha doğrusu ironik gelmiştir.
        Working...
        X